Astrolojinin Dünya Turu


Astroloji


Astroloji, yeryüzünün en eski, ama günlük yaşamın içinde en fazla yer alan konulardan biri... Amazon ormanlarından Grönland'a, Çin'den Afrika'ya, dünyanın her yerinde "yıldızların dili", her zaman insanların ilgisini çekti. Astrolojinin anahtarını bulmak amacıyla, bazı bölgelerde Ay'ın, Güneş'in ve yıldızların çevresinde düzenlenmiş karmaşık sistemler kuruldu. Bu sistemler, çoğu zaman halkların ritüellerinin, geleneklerinin ve mitolojilerinin de temelini oluşturdu.

 


 

"Ben evrenin, evren de benim bir parçam"... Bir milyar Hintli, günümüzde bu düşünceyi paylaşıyor. Bu ülkede "Jotish" adı verilen astroloji, insanların günlük yaşamının ve zihinsel etkinliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Astrolojinin tanımı ise oldukça geniş:

 

Zaman ve gezegenlerin aracılığıyla insanın anlaşılmasının ve böylece geçmişin, şimdiki zamanın ve geleceğin bilinmesi"... Hindu dininin kurucu metinleri olan 400 bin Veda dizesinin tamamı astrolojiye adanmış durumda.

 

Karmaşık Hint astrolojisinde Ay, merkezi bir konumda bulunuyor. Hint takvimi ve bu dinin ritüel tarihleri Ay'a göre belirleniyor. Güneş (Surya) ise, ana enerji ve zekânın kaynağı olarak gezegenlerin kralı. En önemli yere sahip yıldızlar (Ay, Mars, Merkür, Jüpiter, Venüs, Satürn ve Güneş) doğrudan her şeyi etkiliyor. Bireyin doğum anında bu yıldızlara göre konumu, onun geçmişini, kaderini ve gelecekteki yeniden doğuşunu belirliyor. Çünkü, Hintliler'e göre, yıldızların insan vücudunda karşılıkları var ve bu noktalardaki titreşimler insanın ruhuyla ilişki içinde. Hintliler, yıldızlardan, gelecekteki olumlu etkileri okuyarak, olayların gidişatını değiştirebileceklerine inanıyorlar.

 

Nitekim, bu ülkede hiçbir şey rastlantıya bırakılmamış. Evliliklerin yüzde 90'ı, aileler arasında astrolojiye uygun olarak sonuçlandırılıyor. Hindistan'da yaşam, bir dizi astrolojik seremoni çerçevesinde biçimleniyor. Çocuk doğar doğmaz bir astrolog çağırılıyor ve ona "gizli" bir astroloji adı vermesi isteniyor. Bu ad, sadece aile tarafından biliniyor ve açığa çıkması büyük bir felaket olarak yorumlanıyor.

 


Evlilik sırasında her ayrıntı yıldızlara göre düzenleniyor. Törende, bütün davetlilerin yüzlerini doğuya, "Tanrıların Kenti"ne çevirmeleri gerekiyor. Gelin, Mars gezegeninin simgesi olan kırmızı bir elbise, damat ise Jüpiter'in simgesi sarı bir elbise giyiyor. Evlerde, yatakların baş kısmı her zaman doğuya, güneşin hayat bulduğu noktaya döndürülüyor. Sadece yakma töreni sırasında cesedin başı kuzeye, yani ölüler yönüne çevriliyor. Eğer bir kişi astroloji açısından kötü bir günde ölmüşse, ceset yakılmadan önce 5 gün bekletiliyor. Bu süre içinde kötü yıldızların etkisini uzaklaştırmak için kâğıttan yapılmış beş maket yakılıyor.

 

"Kendi doğasını bilmeyen, geleceğini yaratamaz"...

Çinliler, Konfüçyüs'ün bu sözlerinden hareket ederek, tam 5000 yıldır gökyüzüne bakarak kaderlerini çiziyorlar. Bu süreç, her ne kadar Maocu rejim döneminde geçici bir duraksama yaşadıysa da, son on yıldır dünyanın en büyük nüfusuna sahip bu ülkenin insanları, yine astrologlarının peşinden gidiyorlar.

Rejimin sertliğine karşın, astroloji sayfaları içeren günlük ve haftalık yayınların sayısı her geçen gün artıyor.

 

Bazı ünlü astrologların kapısında 5 ay sonrasına randevu alınıyor.


Çin astrolojisi, evren ve onun içinde insanın yeri görüşünden yola çıkan oldukça karmaşık bir sistem. Öncelikle, insanın evrenin bir parçası olduğuna ve bu nedenle de, daha iyi yaşamak için gezegenlerin etkisini dikkate almak gerektiğine inanılıyor. Çin astrolojisinde 107 ana yıldız var. Bunlara numaralar verilmiş ve her numara bir akupunktur noktasına denk düşüyor. Ancak, batı kültüründen farklı olarak, Çinli astrologlar, danışma seanslarında, yıldızların gökyüzündeki somut konumlarından yola çıkmıyorlar. Bu tür hesapların, binlerce yıl önce yapıldığını ve artık değişmez olduğunu kabul ediyorlar. Onlara göre, tüm yıldızlar arasında, sadece Ay farklı bir uygulamayı gerektiriyor.

Kaynak: Focus Dergisi

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış.

Etiket Bulutu